Makale-i Mahsusa

  13 Teşrin-i Evvel 1324

  Din-i mübin-i Muhammedi mecma'ül mehasindir. Zira o din-i mübine arz-ı inkıyad iden cümle evlad-ı Adem'in menafi' ü mezarrını beyan iderek kaffe-i hukukunun muhafazasını himayesi altında bulundurduğı gibi müslim ve ğayr-i müslim cemi' milelin hukukuna ala meratibihim riayetle beraber "Ey mü'minler uhudınızı ifa ile muahidlerinizi ğadrden vikaye idiniz zira cümleniz bir ana ve bir babadan halk olundunuz. Ve Arab'ın Acem, Acem'in Arab, beyazın siyah, siyahın beyaz, üzerine başka cihetle bir fazl ü rüchanı yokdur. Beynlerinde tefavüt-i fazilet ancak ittika ve amel-i salih i'tibarıyladır." me'alinde varid olan vesaya-yı ilahiyye ve nesayıh-ı nebeviyyeyi havi olduğı cihetle Şeriat-i İslamiyye'den hissemend olmadık bir ferd bulunamaz.

  Ne çare ki bir zamandan beri ba'zı mevani'den dolayı erbabının sükuta mülazemetleri sebebiyle yolıyla tebliğ-i ahkam idilemediğinden ve avam-ı nasın ise hakayık-ı diniyyemize adem-i ıttıla'larından naşi uğramış oldığı taarruzat-ı vahiyye sebebiyle inkıraza yüz tutarak mişkat-i nübüvvetden "Her halde emr-i bi'l ma'ruf, nehy-i an'il münker yapar mısınız? Yoksa Allah Zü'l Celal ukalayı hayretde bırakırcasına leyal-i muzlime kıtaatı gibi bir takım fitneleri üzerinize musallat itsün mü?" mazmununda sadır olan hadis-i şerife masadak düşülmüşdü.

  Çünki cümlenin ma'lumu olduğı üzere bu ümmet-i merhume az bir zamanda bir çok mesaib geçirdi. Bunun sebeb-i maddisi ise terakkiyat-ı dünyeviyye hakkında vuku' bulan terğibatından ğafletle betalet ü tekasülümüzden başka bir şey değildir. Sebeb-i ma'nevi olarak da sünen-i nebevi ve din-i Muhammedi hilafında olan hatt-ı hareketimizden başka bir şey bulunamaz. Binaen aleyh arz olundığı vechile yolıyla tebliğ-i ahkamdan men' iden esbab, münker değil idiyse de erbab-ı Şeriat'in bu mevani' sebebiyle ma'zur tutularak mes'uliyyet-i Şer'iyye'den kurtulabilecekleri biraz ca-yı tereddüddür.

  Bundan böyle din-i mübinin i'lan-ı hakayık hususunda inşaallah ihvanımızdan ve cümle ehl-i İslam'dan her ferd gücü yetdiği kadar malen, bedenen kemal-i ciddiyetle sa'y ü ğayret ideceğine min küll'il vücuh ümid-i kavimiz vardır ki bu da iki vecibeyi derpiş-i nazar itmekle husule gelir.

  Birincisi: Alem-i İslamiyyetin avam-ı nas tarafından irtikab olunan ef'al-i ğayr-i meşru'adan temamiyle nezaheti ve erbab-ı heva ve dalalet taraflarından isnad olunan şenaatlerden bi'l külliye beraetini kema yenbeği tefhim ile din-i Muhammedi'nin, seadet-i hakikiyyenin namus-ı a'zamı ve medeniyyet-i sadıkanın malik-i ekberi bulunduğunı erbab-ı i'tiraza gözelce anlatmakdır.

  İşte şu minval üzere diyanet-i İslamiyye'nin hakayıkı cümle akvam-ı medeniyyeye tefhim olunduğı suretde bir çok erbab-ı fikr ve insafın ulviyyet-i din-i mübini derk iderek pek büyük bir temayül göstereceklerini ümid ideriz.

  Binaen aleyh ba'zı cühelanın Avrupa terakkıyat-ı hazırasına karşu sebeb-i teahhür add itdikleri diyanet-i İslamiyye'nin her kelimesi bir hüccet-i selamet ve binlerce berat-ı necatı cami' bir düstur-i felah ü seadet oldığı cihetle çok zeman geçmeksizin aktar-ı cihanın her tarafında kemal-i şa'şa ve revnakla evvelce nasıl tecelli ve intişar eyledi ise yine aynı suretle intişara başlayacakdır. Çünki insanların hakk olan bir şeye i'tirazları ancak hakikati bilmediklerinden ileri gelir. Hakikati bilince i'tiraz-ı sabıka nedamet itmeyen insan zaten insan değildir.

  İkinci vecibe ise alem-i İslam'a esas-ı dinden gibi bir takım cehele-i vaizin tarafından idhal olunan mevadd-ı ğayr-ı meşru'anın mahv ü izalesine sa'y itmekdir. Zira bu hal din-i Muhammedi'nin cebin-i işrakında birer nokta-i sevda' şeklini alarak cüz'ice akl ü iz'an sahibinin bile bais-i istihzası oluyor.

  Bu ikinci vecibenin lüzum-ı ifası evvelkinden akdemdir. Zira ümmet-i merhume-i İslamiyye'nin salah ü fesadı anın i'mal ü ihmaliyle mütenasibdir.

Konya Ulemasından

Hadimi Muhammed Vehbi

 

Me'haz: Beyan'ül Hakk, Aded 4, sahife 62, wikilala.com 

Rağbet Görmüş Makaleler

"Dini Müceddidler" Kitab Nafi'sinden Bir Parça

Makam-ı Hilafet ve Ankara Meclisi

Hürriyyet - Müsavat